Arama

  • Dostlar

    Yargıda ‘jet karara çok para’ tartışması

    Tarih January 31st, 2007

    Zaman Gazetesi : Sağlıktaki döner sermaye yargıya da örnek oldu. Adalet Bakanlığı’nın tasarısına göre, dava açan vatandaştan katkı payı alınacak. Döner sermaye havuzunda toplanacak paradan, hakim ve savcılara sonuçlandırdıkları dava başına prim ödenecek.

    Sağlık sektöründen sonra yargıda da döner sermaye dönemi başlıyor. Ameliyat başına döner sermaye payı alan doktorlar gibi hakim ve savcılar da baktıkları dava sayısına göre ek gelir elde edecek. Yargıyı hızlandırmak amacıyla ‘hakim ve savcılara çıkardıkları iş miktarına göre prim ödenmesini öngören proje’ yargı mensupları arasında tartışma başlattı. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi’nce hazırlanan ‘Yargı Katkı Payı Kanunu Tasarısı’na göre, vatandaşlardan mahkemede yaptıkları her işlemden katkı payı adı altında harç alınarak döner sermaye oluşturulacak. Havuzda toplanan bu paralar, sonuçlandırdıkları dava sayısı ve performans durumlarına göre hakim, savcı ve personele dağıtılacak. Bazı yargı mensupları ek gelir imkanı sağlayacağı için projeye destek verirken, karşı görüştekiler, adalet yerine parayı ön plana çıkararak yargının itibarını zedeleyeceği düşüncesiyle tasarıya itiraz ediyor.

    Hakim ve savcılara birer mektup göndererek tasarı hakkında bilgi veren Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Ali Kaya ise modern devlet anlayışında verilen hizmetin bedelini hizmetten yararlananların ödediğine dikkat çekiyor. Mektubunda, “Hızlı, istikrarlı, isabetli adalet isteniyorsa hizmetin bedeli konulmalıdır.” diyen Kaya, yargıçların çözüme bağladıkları her dosya için döner sermaye payı alacaklarına dikkat çekiyor: “Bu sayede bir yandan yargı alanında çok işi olan, çok çalışan emeğinin karşılığını almış olacak, diğer yandan yıllardır teraküm eden yargı işleri kolaylıkla ve hızla gönüllülük esasına göre azaltılabilecektir. Ayrıca iş bölümü nedeniyle meydana gelebilecek itirazlar tam aksine tatlı bir rekabete ve performansa dönüşecektir.”

    Henüz taslak aşamasında olan Yargı Katkı Payı Kanun Tasarısı’na göre mahkemeler, savcılıklar ve icra dairelerinde görülen her türlü dava ve işlemden katkı payı bedeli alınması ve toplanan paranın hakim, savcı ve personele performans kriterleri dikkate alınarak dağıtılması planlanıyor. Getirilmek istenen yeni düzenlemenin amacı, tasarının ilk maddesinde “Davaların adil yargılanma hakkı ilkesine uygun olarak en az giderle ve makul sürede sonuçlandırılarak yargı hizmetlerinin daha kaliteli ve verimli olarak sunulmasını sağlamak.” şeklinde açıklanıyor.

    Parayı veren davayı açabilecek

    Tasarıya göre yargı katkı payı, yapılacak mahkeme işlemine göre belirlenecek tarife üzerinden alınacak. En az 10 YTL olması öngörülen katkı payı, yapılacak işlemin önemine ve büyüklüğüne göre değişecek. Her dava için yargılama bedeli adı altında ayrı bir harç alınacak. Buna göre çocuk mahkemelerindeki davalar için 100 YTL, asliye mahkemelerinde 75 YTL, icra mahkemelerinde 50 YTL, savcılık soruşturmalarında 20 YTL, Yargıtay ve Danıştay’a temyiz başvurusu için 250 YTL katkı payı alınacak. Katkı paylarını davayı açan ya da ilgili yargı işleminin yapılmasını isteyen vatandaş ödeyecek. Yargı katkı payı ödenmemesi halinde söz konusu işlem yapılmayacak. Cumhuriyet savcılıkları ve ceza mahkemelerindeki işlemlere ilişkin katkı payı ise suçüstü ödeneğinden aktarılacak.

    Döner sermaye gelirleri arasında yargı katkı payları dışında, diğer yargı harçları, adli ve idari para cezaları ile noterlerce tahsil edilen harçların yüzde 20’si de yer alacak. Toplanan gelirin yüzde 80′lik kısmının performans kriterleri dikkate alınarak hakim, savcı ve personele dağıtılması planlanıyor. Gelirin yüzde 10′u da Adalet Bakanlığı merkez birimlerinde çalışan hakim, savcı ve personele paylaştırılacak. Gelirin yüzde 5′lik kısmı yargı kurumlarının ihtiyaçları için ayrılırken yüzde 5′lik bölümün ise UYAP sisteminin güncellenmesi amacıyla kullanılması öngörülüyor.

    Yargının itibarına zarar verir

    Tasarıyı eleştiren hakim ve savcılar ise döner sermaye ve prim sisteminin yargı mensuplarını adalet dağıtmak yerine daha fazla para kazanmayı amaçlayan kişiler konumuna düşüreceğini ve vatandaşın gözünde yargının itibarını zedeleyeceğini belirtiyor. Son yapılan zamlarla maaşlarının iyileştirildiğini hatırlatan hakim ve savcılar, performansa göre prim dağıtımının yeni sorunları beraberinde getireceğini, bu nedenle tasarının ne getirip götüreceğinin çok iyi tartışılması gerektiğini vurguluyor.

    Hızlı adalet için, vatandaşın elini cebine atması lazım

    Hakim ve savcılara bir mektup göndererek hazırladıkları tasarı hakkında bilgi veren Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Ali Kaya, modern devlet anlayışında verilen hizmetlerin bedelini hizmetten yararlananların ödediğini belirterek, “Hızlı, istikrarlı, isabetli adalet isteniyorsa hizmetin bedeli konulmalıdır.” dedi. Kaya, yargı bedelinin küçük bir kısmının bu hizmetten yararlananlarca karşılanmasının gerekli olduğunu savundu. Maddi durumu zayıf vatandaşların katkı paylarının adli yardım müessesesinden karşılanabileceğini ifade eden Kaya, sistemle yargıç ve savcıların, nihai çözüme bağladıkları her dosya için döner sermaye payı almalarını amaçladıklarını söylüyor.

    Murat Aydın - Yargı Muhabiri

    Bulunduğu bölüm: Zaman | Yorum yaz »

    Yüzde 10 barajı normal

    Tarih January 31st, 2007

    Türkiye Gazetesi :  İkiye karşı beş oyla
    DEHAP’ın “%10 seçim barajı insan haklarına aykırı” iddiasıyla yaptığı başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından reddedildi. 2’ye karşı 5 oyla Türkiye lehine alınan kararda, Ankara’nın gerekçeleri haklı bulunarak, “Hak ihlali yoktur” ifadesine yer verildi.
    > Meclis işlemez olur
    TÜRKİYE’nin “Baraj istikrar için şarttır” görüşüne destek veren AİHM, “1970’li yıllardaki istikrarsızlık göz önüne alınırsa, barajın düşürülmesi halinde Meclis çok parçalı olacak ve çalışamaz hale gelecektir. Üstelik partiler bu barajı bile bile seçime girmektedir” dedi.
    STRASBOURG - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yüzde 10’luk seçim barajıyla ilgili açılan davada Türkiye’yi haklı buldu. AİHM’nin ilgili dairesi, 2’ye karşı 5 oyla verdiği kararda Türkiye’de seçimlerde uygulanan yüzde 10’luk barajın hak ihlali olmadığına hükmetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “Türkiye’de özellikle 1970’li yıllardaki istikrarsızlığın göz önünde tutulduğu” ifade edilerek, “bu barajın TBMM’nin aşırı şekilde bölünmesine ve işlevsiz hale gelmesini önlemeye yönelik olduğu” belirtildi.
    Bilerek seçime girdiler
    Kararda, “seçim barajıyla ilgili yasanın 3 Kasım 2002 seçimlerinden oldukça önce çıkarıldığı” hatırlatılarak, “şikayet başvurusunda bulunanların partilerinin barajı geçemediği takdirde kendilerinin de seçilemeyecekleri gerçeğini bildiklerine” dikkat çekildi.
    Baraj istikrarı sağlıyor
    Türkiye’de özellikle 1970’li yıllardaki istikrarsızlığın göz önünde tutulduğu ifade edilen kararda, barajın parlamentonun aşırı şekilde bölünmesine, işlevsiz hale gelmesini önlemeye ve hükümetin istikrarını güçlendirmeye yönelik olduğu belirtildi. Kararda, Türkiye’deki seçim barajının Avrupa Konseyi ülkelerinde uygulanan en yüksek seçim barajı olduğu, bu yüzden son seçimlerde oyların yüzde 43’ünün (14.5 milyon) Meclise yansıtılamadığı ifade edilmekle birlikte, AİHM’nin bu konuda uygun bir çözüm teklif etme durumunda olmadığı kaydedildi.
    Türkiye karar vermeli
    Kararda, bu konuda en iyi ve elverişli çözüm için Türkiye’deki yargı, yasama ve siyasilerin karar verme durumunda olduğu yorumu yapıldı. Farklı siyasi eğilimlerin uygun biçimde temsil edilebilmeleri için barajın düşürülmesi ve alternatif tekliflerde bulunulmasının arzu edilir bir durum olduğu kaydedilen kararda, ideal bir seçim sistemi için kamuoyunda, siyasilerin ve sivil toplum örgütlerinin de teklifleri doğrultusunda bir tartışma açılmasının önemine değinildi. Kararda, AİHM’deki duruşmalarda Türk hükümetinin, yüzde 10’luk baraj sebebi olarak, küçük partilerin kendilerini bölgesel değil, ulusal siyasi projelerle içleştirmesi yolundaki savunmasının da not edildiği belirtildi.

    > İki aday seçilemeyince AİHM’ye başvurmuştu
    Türkiye’de 3 Kasım 2002 tarihinde düzenlenen genel seçimlerde DEHAP’ın Şırnak milletvekili adayları olan Resul Sadak ve Mehmet Yumak, partilerinin il genelinde yüzde 45.95 oranında oy almasına rağmen milletvekilli seçilemedikleri gerekçesiyle 2003 yılında AİHM’ye başvurmuşlardı. Sadak ve Yumak, “Yüzde 10’luk seçim barajının seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiğini” ileri sürmüşlerdi. Başvurunun 26 Mart 2006 tarihinde kısmen incelenmeye alınmasının kabul edilmesinden sonra, AİHM’de 5 Eylül 2006 tarihinde bir duruşma yapılmıştı. Türk hükümetinin avukatı, duruşmada, Anayasa Mahkemesi’nin de onay verdiği seçim barajının, siyasi istikrar için gerekli olduğunu savunmuştu. Avukat, baraj yüzünden sadece DEHAP üyelerinin meclis dışında kalmadığını, önceki koalisyon hükümetini oluşturan üç partinin de meclise üye sokamadığını anlatmıştı.

    Bulunduğu bölüm: Türkiye, Güneş | Yorum yaz »

    Haydi İzmir’e: 2-1

    Tarih January 31st, 2007

    Gruplarda tüm maçlarını kazanırken, 17 gol atıp hiç yemeyen Kanarya, çeyrek final ilk maçında da seyircisinden yoksun olmasına karşın Gençlerbirliği’ni devirmeyi başardı.

    31.01.2007 Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
    Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Alpaslan Dedeş
    Fenerbahçe: Serdar xx, Serkan xx, Can xx, Edu xx, Ümit xx, Aurelio xxx, Mehmet xx (Dk. 72 Deivid xx), Tümer x, Kemal xx (Dk. 61 Tuncay xx), Olcan xx (Dk. 60 Kezman x), Semih xxx
    Gençlerbirliği: Gökhan xx, Erhan xx, Traore x, Adem xx, Eren x (Dk. 81 Hakan x), Haminu x (Dk. 53 Mendonça x), Kerem xx, Mehmet Nas xx, Engin xx (Dk. 72 Da Silva x), Mehmet Çakır xxx, Okan xx
    Goller: Dk. 45 Mehmet, Dk. 89 Semih (Fenerbahçe), Dk. 57 Mehmet Çakır (Gençlerbirliği)
    Sarı Kartlar: Dk. 22 Mehmet (Fenerbahçe), Dk. 44 Traore, Dk. 82 Okan (Gençlerbirliği)
    Bu kez kazandılar
    Süper Lig’de ikinci yarıya deplasmanda Erciyes ile berabere kalarak başlayan Fenerbahçe, aradığı galibiyeti Fortis Türkiye Kupası’nda buldu. Çeyrek finalde boş tribünler önünde Gençlerbirliği’ni ağırlayan Kanarya, Mehmet Yozgatlı (penaltı) ve Semih’in 89. dakikada attığı gollerle 2-1’lik galibiyete ulaşıp, üç hafta sonraki rövanş için avantajı eline geçirdi. Zico’nun, Gençlerbirliği gibi güçlü bir rakip karşısında, çeyrek final ilk maçına yedek ağırlıklı kadroyla çıkması dikkat çekiciydi.
    Kupadaki ilk gol
    11. dakikada Mehmet Yozgatlı’nın ortasında Semih dönerek voleyi vurdu, Gökhan başarılıydı. 28’de Mehmet Nas’ın vuruşunda top üst ağlarda kaldı. 45. dakikada Traore’nin Edu’yu çekmesi sonucu kazanılan penaltıyı Mehmet Yozgatlı gole çevirdi. 48’de Semih 30 saniye içinde iki net pozisyonda topu kaleci Gökhan’a nişanlarken, 57’de Mehmet Çakır skora denge getirdi. Bu, Fenerbahçe’nin bu sene kupada yediği ilk goldü. 65’te bir gol daha kaçıran Semih, 89’da takımını 2-1’lik galibiyete taşıdı.

    Yalçın TÜRK

    Bulunduğu bölüm: Fanatik | Yorum yaz »

    Amerikan Musevileri İstanbul’da buluşuyor

    Tarih January 31st, 2007

    Bugün Gazetesi : Dünya şehri unvanına sahip İstanbul, nisan ayında önemli bir zirveye ev sahipliği yapacak. ABD’deki Museviler’in zirve örgütü Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi AIPAC, 15 Nisan’da İstanbul’da toplanacak Museviler İstanbul’da toplanıyor. ABD’deki Musevilerin zirve örgütü Amerikanİsrail Halkla İlişkiler Komitesi AIPAC, 15 Nisan’da İstanbul’da bir araya gelecek. ABD’deki Museviler’in zirve örgütü Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi AIPAC, her yıl başka bir ülkede yaptığı toplantısını bu yıl 5 Nisan’da İstanbul’da yapacak. İstanbul’daki buluşma için temaslara şimdiden başlanırken geçtiğimiz hafta Avrupa Yahudi Konseyi Başkanı Pierre Besnainou ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns Ankara’da temaslarda bulundu.
    BAŞKAN TOPBAŞ’LA GÖRÜŞTÜLER
    ABD merkezli iki önemli Musevi yetkili de İstanbul’a gelerek toplantının hazırlıklarına başladı. AIPAC’ın Ulusal Faaliyetler Direktörü Jeffrey Shulman ve AIPAC’ın eski Siyasi Bilgilendirme Bürosu Direktörü ve AIPAC’la bağlantılı Küresel Liderlik Enstitüsü’nün (GLIPA) İcra Direktörü Stephen Schneider, İstanbul’da yapılacak olan AIPAC toplantısının yeri ve programı için ön çalışma yaptı. ABD’liler, İstanbul’da kalacakları süre içinde korunma için de İstanbul’da Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve diğer üstdüzey yetkililerle görüştü.

    KARANLIKLAR PRENSİ PERLE DE GELİYOR
    İstanbul’da gerçekleşecek olan önemli toplantı için Türkiye’ye gelecek isimler arasında, “Karanlıklar Prensi” lakaplı, Irak’a saldırının mimarı Richard Perle de bulunuyor. ABD’nin etkili gazetelerinden New York Times’in tanımlamasına göre ABD-İsrail ilişkileri AIPAC üzerinden yürütülüyor.
    İSRAİL YÜZÜNDEN ZOR GÜNLER GEÇİRDİ
    İki ülke arasındaki ilişkilerin seyrinde AIPAC’ın önemli bir araç olduğu ifade edilirken, AIPAC geçtiğimiz yıllarda İsrail yüzünden zor günler geçirmişti. AIPAC’ın, Pentagon’da çalışan bir görevlinin edindiği ABD ordusunun İran’la ilgili bilgilerini İsrail’e sızdırdığı iddia edilmiş ve Amerikan Merkezi Polis Teşkilatı FBI, AIPAC’ı basarak, bilgisayarlara el koymuştu. Ali OBUZ/ ANKARA

    Bulunduğu bölüm: Bugün | Yorum yaz »

    Başka yerde hepsi giderdi

    Tarih January 31st, 2007

     Akşam Gazetesi : Siyasi partiler, Hrant Dink cinayetinde 11 ay önce yapıldığı ortaya çıkan ihbar üzerine İçişleri Bakanı Aksu’yu hedef tahtasına oturttu. Mumcu, gensoru vereceklerini açıklarken, Baykal da ‘Erdoğan ve Aksu sorgulanmalı’ dedi
    HABEŞLİLERİ KURTARIYOR
    DİNK cinayetine ilişkin gelişmeleri “çok düşündürücü ve tehlikeli” olarak nitelendiren CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan’a yüklendi: “Bu kadar olay yaşanıyor, Sayın Başbakan Habeşistan’a gidiyor, Habeşlileri kurtarma peşinde. Soruyorlar o da ‘derin devlet’ yanıtları veriyor. Derin devleti bıraksın da ‘Kerat Cetveli’nin gereğini yerine getirsin.”
    BÖYLE REZALET GÖRMEDİM
    CHP’Lİ Ali Topuz: “İhbarın gereğinin yapılmaması konusunda hem idari hem siyasi bir zaafiyet olduğu açıktır. Ben ömrümde böyle rezalet görmedim. İhbar oluyor, İstanbul Valiliği Dink’i çağırıp uyarıyor. Ama koruma ve suikastın örgütlenmesini ortadan kaldırma konusunda hiçbir şey yapılmıyor. Bu hükümetin yüzkarasıdır. İçişleri Bakanı niçin vardır, ne iş yapar, neden o makamda oturmaktadır? Emniyet Genel Müdürlüğü’nün görevi sadece salı günleri bilgilendirme toplantısı yaparak toplumu aldatmak değildir. İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü, Emniyet Genel Müdürü görevden alınmalı. Bakan Aksu derhal istifa etmeli veya Meclis onu düşürmelidir.”

    AKP’DEN AKSU’YA DESTEK

    TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Ziyaeddin Akbulut: Söylentilerle hareket etmek doğru değil. Mülkiye müfettişlerinin soruşturması tamamlanmadan ihbar tartışmasıyla ilgili yorum yapmak doğru olmaz. Bunlar hep iddia. Ortaya kanıt çıkarılması lazım. Herkes birbirini suçluyor. Bu şekilde ciddi ihbarların kolay kolay emniyette, mülki idarede kulakardı edilmesi mümkün değildir. Bir görevlinin bunu yok sayması düşünülemez.

    GÖZYAŞINA BAKILMADI

    AKP Ankara Milletvekili Nur Doğan Topaloğlu: Eski bir vali ve mülkiye müfettişi olarak çok titiz davranıldığını görüyorum. Gerçekliği tartışılır bilgilerle konu abartılıyor. Oysa kimsenin gözünün yaşına bakılmadı. Hükümet müfettiş soruşturması sürerken bile, müfettişler objektif davranabilsin diye görevden almalar yaptı. 10 yıl Danıştay hakimliği yaptım. Savcı iddia eder, ama iddia safhasında idarenin işlem yapması kolay değildir. Abdülkadir Aksu’nun da kesinlikle bir ihmali olamaz.

    A. Rezzak ORAL- Bülent SARIOĞLU

    Bulunduğu bölüm: Akşam | Yorum yaz »

    Terörden kurtuldu; ama bürokrasiden kurtulamadı

    Tarih January 28th, 2007

    İngiliz Konsolosluğu’na yönelik terör saldırısından yaralı kurtulan Aydoğdu, 3 yıldır bürokrasiyle mücadele ediyor.Gözlerini kaybeden Aydoğdu, kendisine sakatlık maaşı bağlanmasını istiyor. Başvurusu bir türlü sonuçlanmayan bürokrasi mağduru, 6 çocuğuyla yardıma muhtaç. Abdurrahman Aydoğdu, 2003 yılında İngiliz Konsolosluğu ve HSBC Bank’a düzenlenen bombalı saldırıda yaralanan 450 vatandaştan biri. 6 çocuk babası Aydoğdu, İstanbul’u kana bulayan terörist eylemde gözlerini kaybetti. Tamamını Oku »

    Bulunduğu bölüm: Zaman | Yorum yaz »

    Kerkük fırçası

    Tarih January 28th, 2007

    Takvim Gazetesi : ‘Kerkük’te referandum yapılacak. Türkiye kendi işine baksın’ diyen Barzani’ye Başbakan’dan yanıt: Bizim tarihte neler yaptığımızı Talabani de Barzani de bilir.
    Türkiye’nin Kerkük’te bir oldubittiye izin vermeyeceğini söyleyen Erdoğan, iki peşmerge liderine şöyle seslendi: Ankara’da ofisleri oldu. Dünyaya açıldılar. Şimdi ne hale geldi. Bu davranışlar hükümetimizin ve diğer kurumlarımızın ağrına gidiyor. Tamamını Oku »

    Bulunduğu bölüm: Takvim | Yorum yaz »

    Gül’den Irak uyarısı

    Tarih January 28th, 2007

    > Yenisine izin verilmemeli
    İSVİÇRE’nin Davos kasabasında yapılan Dünya Ekonomik Forumu çerçevesindeki “Orta Doğu’nun Geleceği” konulu panele katılan Dışişleri Bakanı Gül, Irak’ın parçalanmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu’nun şu anda birçok problemle uğraştığını sözlerine ekleyen Bakan Gül, “Bölgenin sırtında yeterince yükü bulunmaktadır. Bütün bunlardan sonra başka bir kaosa daha izin veremeyiz. Uluslararası güçler de buna göz yummamalıdır” dedi.
    Tamamını Oku »

    Bulunduğu bölüm: Türkiye | Yorum yaz »

    Omurgasız dangoz

    Tarih January 28th, 2007

    Akşam Gazetesi : Siyasiler seçim vakti yaklaştıkça söylemlerini iyice argoya kaydırdı. Son örnek Bakan Koç’un ‘dangozu’ Ekşi Sözlük’te ‘öküzün önde gideni’ diye tanımlandı
    KÜLTÜR Bakanı Atilla Koç’un siyasi literatüre kazandırdığı ‘dangoz’ kelimesi, Koç’un başına bela oldu. AKP Bolu İl Kongresi’nde “O kadar parayı ne yapacaksınız dangozlar” diyen Bakan Koç’un başı, önce partisiyle derde girdi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, konuya ilişkin Koç’tan görüş aldı. CHP Antalya Milletvekili Feridun Baloğlu da soru önergesi vererek “dangoz”un anlamını sordu.
    Baloğlu’nun “Halkın kültür düzeyini yükseltmekle görevli bir bakan olarak kamuoyuna bu kelimeyi açıklar mısınız?” önergesini Bakan Koç şöyle yanıtladı: “Bahse konu kelime, bir cümle içinde geçmiştir. Zaten hiçbir zaman hakaret niteliğinde olmadığı için, samimi bir ortamda telaffuz edilen bu kelimenin kullanılmasında bir mahzur görülmemiştir.”

    Ekşi Sözlük’e göre dangoz, “Öküzün önde gideni, baş öküz, kalın kafalı, gözüne sokulanı anlamayan, buna rağmen halinden ve kendinden çok memnun kişi” anlamına geliyor. TDK sözlüğünde kelimeye yer verilmiyor.

    Bulunduğu bölüm: Akşam | Yorum yaz »

    Kral’ın gecesi: 2-0

    Tarih January 28th, 2007

     Fanatik Gazetesi : Galatasaray, Ankaraspor’u geçip Fenerbahçe ile puan farkını 5’e indirirken, Hakan Şükür Sarı-Kırmızılı forma altında 217. golüne ulaşıp, efsane Metin Oktay’ı yakaladı.

    Bulunduğu bölüm: Fanatik | Yorum yaz »

    « Bir önceki Yazı

    www.baltictop.com - Free Counter and web stats